Ortadogu'da Akan Kanin Hikayesi

SIYONIZM ve TERÖR

 

Hep tarihten ders çikarmamiz gerektigini söyleriz. Geçmiste yasanmis olaylar, bugünkülere isik tutacak, dogruyu gösterecektir. Bütün bunlar dogru yaklasimlar. Hele geçmisteki olaylarin "içyüzünü" anlamak, günümüzdekilerin de sahip olabilecekleri benzer "içyüz"leri farkedebilmek açisindan oldukça önemli. Bu yüzden, bugün ülkemizin, ve zorunlu bölgemiz Ortadogu'nun basini agritan sorunlara biraz da tarih perspektifinden bakmak gerek. Mirasini korudugumuz Osmanli'nin nasil yikildigini, daha sonra bölgede nelerin oldugunu, Ortadogu'da kimlerin ne tür isler "tezgahladiklarini" görmek, son derece önemli. O zaman bu gün basimizi agritan sorunlara daha degisik bakabiliriz

Bu bölümde pek çok soruna isik tutacak bir konu ele alindi: Israil'in tarihi. Israil'in nasil kuruldugu, bölgedeki istikrarin nasil bozuldugu, kurulduktan sonra neler oldugu, göstermelik savaslar, provokasyonlar ve kukla liderler.

Siyonizmin Vaadedilmis Topraklari

Siyonizm, sanildiginin aksine 19. yüzyilin sonlarinda gündeme gelmis bir fikir degildir. Muharref Tevrat'ta "Dünya Kralligi"nin merkezi haline gelecek bir Yahudi Devleti'nin kurulacagindan bahsedilir. Dolayisiyla Siyonizmin tarihi Tevrat kadar eskidir. Siyonizmin vazgeçilmez hedefi olan bu devletin sinirlari Tevrat'ta söyle tarif ediliyor.

Ayak tabaninizin bastigi her yer sizin olacak. Siniriniz çölden Lübnan'dan irmaktan, Firat Irmagi'ndan garp Denizine kadar olacaktir. Önünüzde kimse duramayacak, Allah'iniz Rab size söyledigi gibi dehsetinizi ve korkunuzu ayak basacaginiz bütün diyar üzerine koyacaktir. (Eski Ahit, Tekvin, 12/25)

Yahudiler kendilerine vaadedildigine inandiklari bu topraklara kavusmak amaciyla, ilk resmi adimi 29 Agustos 1897'de Basel'de I. Siyonist Kongresi'ni düzenleyerek attilar. Theodor Herzl, baskanligini yaptigi bu kongrede kuracaklari yahudi devletinin sinirlarini söyle açikliyordu:

Kuzey sinirlarimiz Kapadokya'daki (Orta Anadolu) daglara kadar dayanir. Güneyde de Süveys Kanali'na; sloganimiz Davud ve Süleyman'in Filistin'i olacaktir. 1

Herzl, bütün dünya yahudilerinin verecegi destekten emin olarak, kongrede sunlari da söylemisti: "Basel'de ben Yahudi Devletini kurdum. Eger bunu yüksek sesle söylersem bütün dünya güler. Fakat bes sene içinde veya elli sene sonra herkes bunu böyle bilecektir." 2

Gerçekten de Israil, Herzl'in söyledigi bu sözden 50 sene sonra kuruldu. Herzl'in söylediginin bu kadar isabetle gerçeklesmesinin nedeni neydi? Ileri görüslülük konusundaki büyük yetenegi mi? Yoksa Israil kurulana kadar uygulanan siyonist planin ilk bölümünün, büyük bir örgütlenme sayesinde, her adimi hesaplanarak sonuca ulastirilmasi mi?

Filistin'de kurulan Israil devleti de yahudiler için tatminkar olmamis, daima Tevrat'ta vaadedilen topraklarin tamaminin ele geçirilmesi hedeflenmistir. Theodor Herzl, Kutsal Topraklari açikladiktan 88 yil sonra, Israil ordusunun komutani Moshe Dayan, mevcut yahudi devletinin sinirlarini yeterli bulmayacak ve sunlari söyleyecekti:

Eger Kitab-i Mukaddes'e sahip çikiyorsak, eger kendimizi Kitab-i Mukaddes'te yazili olan halktan sayiyorsak, Kitabin yazdigi topraklara da sahip olmamiz gerekir. 'Hakimlerin, patriklerin, Kudüs'ün, Hebron'un, Jeriko'nun ve daha pek çok yerlerin topraklari...3

Yahudi devletinin Filistin topraklari siyonizmin ilk hedefiydi. Ilk Siyonist Kongrenin yapildigi dönemde, bu topraklar Osmanli Devleti'nin elinde bulunuyordu. Bu nedenle yahudi liderlerin ilk isi, Filistin'i Osmanli'dan koparmak üzere çalismaya baslamak oldu. Theodor Herzl bu amaçla bir çok defa Istanbul'a geldi. Osmanli Devleti'nin içinde bulundugu ekonomik bunalimdan faydalanarak Filistin'i satin almaya çalisti. Böylece Yahudi devleti yeniden kurulabilecekti.

Theodor Herzl Istanbul'a da gelmis, Sultan II. Abdülhamit'le görüsmek için çok ugrasmistir. Bu adam bütün Osmanli borçlari karsiliginda Filistin'de bir yer istemis ve su cevabi almistir: 'Bu yerler bana ait degil milletime aittir. Bu yerlerin her karis topragi için sehit verilmistir. 93 Harbi'nde Orduy-i Humayun'umun Filistin Alayi'nin askerleri, bir tanesi dönmemek üzere sehit olmuslardir. Ben canli vücut üzerinde paylastirma yapamam. Filistin'e ancak cesetlerimiz üzerinden girilebilir. Böyle bir teklif yapan bir adam, bir adim daha atmasin ve memleketi terk etsin'. 4

Parayla toprak satin alma girisimleri, Abdülhamit'in kararli tutumuyla sonuçsuz kalinca, Siyonist hareket, Osmanli'yi yikmak için yogun bir faaliyet baslatti. Herzl bu durumu kendi sözleriyle söyle açikliyordu: "Siyonizmin amaçlarina ulasabilmesi için Osmanli'nin dagilmasini beklemeliyiz." 5

Siyonizmin Osmanli'daki Temsilcileri:

Jön Türkler ve Ittihat Terakki

Tabii bu son derece "aktif" bir bekleyis oldu. Siyonistler, Yahudi devletine izin vermeyen Abdülhamit'i kesin olarak saf disi birakmaya karar vermislerdi. Planlarinin ancak bu sekilde gerçeklesebilecegini düsünüyorlardi. Bunun için de sadece disaridan yapilacak bir müdahalenin yeterli olmayacagi da ortadaydi. Dolayisiyla Abdülhamit karsiti, bir iç muhalefet grubuyla isbirligi yapmak gerekiyordu. Yahudi liderler bu noktadan hareketle, Jön Türklerle isbirligi yapmaya karar verdiler. Siyonist lider Theodor Herzl bu tarihi karari söyle dile getiriyor: "Bir tek plan aklima geliyor. Sultan'a karsi bir kampanya açmali, bu is için de sürgün edilmis prensler ve Jön Türklerle temas kurmali." 6

Neredeyse tamami masonlardan, yahudi dönmelerinden ve yahudilerden olusan Jön Türkler ve onlarin devami niteligindeki Ittihat Terakki hareketiyle kurulan siki iliskiler sonucunda Osmanli imparatorlugu kisa sürede çökertildi.

Bir çok Avrupali yazar, Jön Türk hareketini ve Ittihatçilari, yahudilerin, dönmelerin ve gizli yahudilerin elinde oyuncak olan bir yahudi-mason komplosu olarak nitelemistir. 7

1908 Jön Türk Ihtilali öncesinde, Avrupali siyonist yahudiler, Osmanli vatandasi olan yahudilerin siyonizme hizmet etmeleri için ugrasmislar, bu is için üs olarak da çok sayida yahudinin yasadigi Selanik'i seçmislerdi. Burada çalismalar yapan siyonistler kisa zamanda kendilerine bir çok yahudi taraftar buldular. Siyonizm için çalisan her yahudi bir kazanç olarak görülüyordu. "Fakat en büyük kazanç Jön Türklerin içinde ünlü bir sima ve Osmanli parlamentosunda Selanik mebusu olan Emanuel Karosso oldu."

Selanik yahudilerinin görevi olan Jön Türklere siyonizmi benimsettirme çabalari, özellikle Emanuel Karasso, Nissim Mazliyah ve Nissim Russo adli yahudiler tarafindan yürütülüyordu.

Karasso, Mazliyah ve Russo'nun görevi Türk politikacilara siyonizmden çekinmenin gereksiz olduguna inandirmak, onlari davalarina kazandirmakti.9

Yahudi Nissim Mazliyah masondu.10

Yahudi Nissim Mazliyah yillarca Osmanli Meclisinde Izmir milletvekili olarak faaliyet göstermistir. Ittihat ve Terakki üyelerinin Siyonizme kazandirilmasinda önemli görevler üstlenmistir. 'Ittihat ve Terakki Gazetesi'nde yazilari yayimlanmistir.11

Yahudi halk, Jön Türkler'e Abdülhamit karsiti mücadelelerinde elinden gelen destegi veriyordu. Nissim Russo Jön Türkler'le siki iliskiler içerisindeydi. Halki 1908 Ihtilali'ne dahil edebilmek için duvarlara ilanlar yapistirmis, ihtilal sabahi kahve kahve dolasarak attigi nutuklarla halki isyana katilmaya çagirmisti. Ayni aksam ihtilalcilerin isteklerini padisaha teblig etmek üzere saraya giden heyetin de sözcüsüydü. II. Mesrutiyet sonrasi kurulan Siyonist cemiyetinin ilk üyelerindendi.

Bir baska Yahudi 'isbirlikçi' Rafael Benuziyar, Selanik'te eczaciydi. Eczanesi Jön Türklerin bulusma yeri idi. Bundan baska Idare-i Hamidiye'ce süphe altinda bulunan Jön Türklerin haberlesmesi Benuziyar vasitasiyla saglanirdi. Benuziyar 22 Temmuz 1908 senesi aksami, yani Mesrutiyetin ilan edilecegi günün öncesi, Selanik duvarlarina bildiri yapistiranlardan ve bunlari evlere dagitanlardan biri olmustur. Aser ve Avram Salem kardesler, Fransa'ya kaçarak Jön Türk hareketine destek vermeye devam etmislerdir. Leon Gatezno da Fransa'da Jön Türkler lehine büyük faaliyetler yapmistir. Selanik manifatura tüccarlarindan olan Tiamo, Selanik'teki Jön Türk grubuna büyük hizmetlerde bulunmus ve servetini Jön Türklerin emrine vermistir.12

Filistin'i Yahudilere vermeyen Abdülhamit'i tahtindan indirmek için olusturulan ve bir mason locasi niteligindeki Ittihat ve Terakki'yi finanse edenler de Yahudi sermayedarlar oldu:

Ittihat ve Terakki Cemiyeti faaliyetini, Selanik'te mason localarinin koruyuculugu altinda sürdürebiliyordu. Bu gizli cemiyet, Abdülhamit rejimini yikmaya çalisiyor, ve gittikçe serpilip büyüyordu. Hareketin gerçek beyni yahudiler ve yahudilikten dönme müslüman yahudilerdi. Onlara Selanik ve Dunmeks'in zengin yahudileri tarafindan para yardiminda da bulunuluyordu.13

Türk yahudileri üzerine yaptigi arastirmalari ile taninan Avram Galante gerçekte siyonizm için aktif görevler üstlenen bir kisiydi. Faaliyetlerini daha etkili kilabilmek için Jön Türkler'e katilmisti. Gazetelerde yazdigi yazilarla Ittihat Terakki'nin fikirlerini yaymaya çalisti. Abdülhamit'in kontrolünden uzak kalabilmek için Misir'a kaçmis, padisahi devirme çalismalarini buradan yürütmüstür. Misir'da, ülkeye girisi yasak olan yönetim karsiti yayinlarin tercümelerini yaparak el altindan diger isyancilara dagitmistir. Levon Dabagyan, Galante'nin Misir'daki faaliyetleri için sunlari yaziyor:

Galante Efendi Kahire'de faaliyet gösteren 'Misir Cemiyet-i Israiliyesi' adi altinda bir Yahudi örgütü kurmaya niçin gerek görmüstü? Sirf Sultan'in baskisindan Türk Vatanini kurtarmak için mi?... Hiç sanmiyorum. Zira Sultan Abdülhamit Han, eger siyonistlere evet diyecek olsaydi, sözkonusu örgütün kurulmasina hiç gerek kalmayacakti.14

Özgürlügü elde etmeyi kendilerine bir borç bilen ve Jön Türklere yardim eden kurumlarindan biri de Misir Cemiyeti Israiliyesi idi.15

Mason Localari ve Siyonizm tarafindan böylesine büyük bir destek gören Jön Türkler gerçeklestirdikleri 1908 Ihtilali ile II.Abdülhamit'i tahttan indirdiler. Abdülhamit'in Türk siyasi hayatindan çekilmesi ile Jön Türklerin bir kanadi 'Ittihat ve Terakki Cemiyeti' olarak iktidari devraldi. Bu olayda da yahudilikte bir çesit mezhep gibi kabul gören dönmeligin ciddi katkilari vardi.

1908 Ihtilali içinde Jön Türk liderleri arasinda dönme mezhebinin meshur üyeleri göze çarpiyordu.16

... Jön Türklerin isbasina gelmesi siyonistler için yeni bir umut olarak telakki ediliyordu. Iktidari tekeline almis bir kisinin takdirine baglanmaktansa, mesruti bir hükümetle daha iyi anlasabileceklerini saniyorlardi. 17

Halifenin bir grup Batililasmis subay tarafindan tahtindan indirilmesi, Imparatorlugun müslüman ahalisi üzerinde oldukça moral bozucu bir etki yapmisti. Ingiliz tarihçi R. G. D. Laffan, bu durumu söyle özetliyor:

Imparatorlugun Muhammedi (müslüman) ahalisinin gözünde, artik ülke Tanri tarafindan seçilmis bir yönetici (Halife) tarafindan degil, ancak Batililasmis ateistler ve gizli yahudilerden olusan bir grup tarafindan yönetilmekteydi. Gerçekten de Jön Türkler'in dayanak noktasi, din degil milliyet kavramiydi.18

Jön Türklerin legallesmis hali olan Ittihat ve Terakki Partisinin iktidara gelmesi, siyonizm için tam bir firsat dönemi oldu. Yahudi ileri gelenleri, istediklerini daha rahat gerçeklestirebilmeleri için, Ittihatçilar tarafindan devlet yönetiminin en stratejik noktalarina atandilar:

Ittihatçi Yahudiler kilit bakanliklarda, müstesar ve teknokrat olarak önemli mevkiler isgal etmislerdi ve siyaset üretme konusunda rolleri muhtemelen bakanlarinkinden daha fazlaydi. Emanuel Salem, meclise getirilecek yeni yasalari hazirliyordu; Bagdat mebusu Ezekiel Sasoon daha önce Ziraat Nezareti'nde müstesar iken Ticaret Nezareti'ne geçmisti; Nissim Ruso, Maliye Nezaretindeki görevini sürdürüyordu. 'Iç kabinenin sefi' Vitali Stroumsa ise Mali Islahat Yüksek Surasi'nin üyesiydi. Samuel Israel, baskent polisinin Siyasi Sube Müdürü olarak son derece hassas bir görevdeydi; Enver Pasa 23 Ocak 1913 darbesini yaptigi zaman, o da onunla birlikteydi. 19

Gerek Jön Türk hareketi gerekse Ittihat ve Terakki'deki Yahudi ve dönme egemenliginin saglanmasi için kullanilan en büyük güç, bu partideki Selanik localarina kayitli masonlar oldu.

Evvelce de Selanik'te kurulmus olan Macedonia Risorta at Veritas localari Ittihat ve Terakki Cemiyeti'nin gelismesinde mühim rol oynamislardir. Onlarin bu rolleri, Imparatorlugun süratle çökmesine, elden çikmasina yol açmistir... O zamanlar, bu localara gerekli vasiflara haiz görülen kimseler kabul edilir ve 'Mahfil Loca' da iyice tecrübe edildikten sonra Ittihat ve Terakki Cemiyeti'ne tavsiye edilirdi.20

Selanik'te Ittihat ve Terakki adinda büyük bir ihtilal teskilati kurulali çok olmustu. Sehirde bir sürü Yahudi vardi. Bunlarin çogu Italyan tebaasi ve Italyan mason localarina mensuptu. Italyan tebaasi olarak himaye görüyor, kapitülasyon antlasmasina göre Sultan'in emriyle tevkif edilemiyorlardi. Evleri polis tarafindan aranamaz, sadece kendi konsoloslari tarafindan muhakeme edilirlerdi.

Bu korumadan yararlanarak, mason localarinin usulüne uygun bir sekilde Ittihat ve Terakki'yi kurmuslardi. Yahudilerin evlerinde toplantilar yapip planlarini hazirliyorlardi. Bu sayede padisahin sürgün ettigi veya siyasi mülteci olarak baska memleketlere siginmis mühim sahsiyetlerle temas imkani da elde edebilmislerdi.21

Ittihat Terakki iktidari içinde çesitli kademelerde görev alan yahudiler, ihtilalin üzerinden daha üç ay geçmisken Filistin konusundaki isteklerini devlet gündemine getirmekten çekinmediler.

Rusya'dan gelen siyonist lider Vladimir Jabotinsky, Jön Türklerin liderlerinden Ahmet Riza ve Disisleri Bakani Tevfik Pasa ile görüsmelerde bulundu. II.Abdülhamit zamaninda Filistin'de Yahudiler için konulan göç yasaginin kaldirilmasini istedi.

Hayim Nahum (1872-1960) da, yeni rejime kendi lehlerine fevkalade bir nazarla bakiyor, yasak kararlarinin kaldirilmasi için Jön Türkleri sikistirmaya basliyordu. Nahum, öteden beri Jön Türkler'le iliskisi olan birisiydi. Bu iliskiler, Paris'te baslamis, giderek artmis ve Jön Türkler ihtilal yapinca onu Istanbul'a çagirarak Türkiye Yahudilerinin Bashahamligi'na getirmislerdi. Siyonistlerin yörüngesine giren H. Nahum, Siyonist Teskilati ile Jön Türkler arasinda arabuluculuk görevi yapiyordu.2

Siyonistler Filistin'e konan göç yasagini kaldirmak için Ittihatçilarin ileri gelenlerini kullandilar.

Bu amaçla, Ruso, Masliyah, Ahmet Riza, Enver, Talat ve Nazim Beyler'le görüstüler. Ittihat ve Terakki'nin agir toplari olan bu kisiler, Filistin'e Musevi göçünün yararli olacagi kanisindaydilar.23

Hahambasi, Meclis Baskanligi'na seçilen Ahmet Riza Bey'i tebrik için gittigi ziyarette göç ve toprak satin alma konusunu açti. Meclis Baskani teklifi kabul etti: "...Ahmet Riza Musevilerin kendilerine yardim ettikleri takdirde Osmanli ülkesine hiç bir kisitlama olmaksizin yerlesebileceklerini temin ediyordu. "24

Hahambasi ayni sekilde Sadrazam'a da ayni sekilde bir nezaket ziyaretinde bulundu. Sadrazam Hüseyin Hilmi Pasa da, yerlesim merkezi kurmak isteyen Yahudi göçmenlerine karsi çikilmayacagini söyledi.

Sadrazam, Filistin'deki Museviler için konulan yasaklari kaldirmaktan çekinmedi. Önce, Filistin'e giriste Musevilere verilen 'Kirmizi Teskere' usulünü kaldirdi. Daha sonra da siyonistlerin toprak satin almalari serbest birakildi.25

Ittihat ve Terakki liderlerinin siyonistlerin bu tekliflerini kabul etmesindeki asil neden, Yahudilerin bu parti üzerindeki kuvvetli nüfuzuydu.26

Yahudiler bu kararlarin alinmasi için kendilerini Osmanli'nin yeniden güçlenmesi için iyi niyetle hareket eden kisiler gibi göstermislerdi. Göçle gelen zengin yahudiler sözde mal varliklarini yeni devletleri için kullanacaklar, böylece bütün azinliklarin Osmanli ruhu altinda baris içinde yasayabileceklerini ispatlayacaklardi. Ancak, bu Filistin'i Osmanli'dan kopararak tamamen bagimsiz bir devlet kurmayi hedefleyen komplonun bir adimindan baska birsey degildi.

Osmanli senatosundaki siyonistlerden Behor Efendi de, yeni rejim ortamindan yararlanma konusunda ihtiyatli hareket ediyordu. Bir diger senato üyesi Vitali Faradji, özel imtiyazlar üzerinde duruyor, Türklerin düsmanligini üzerine çekmemek için otonomiden hiç bir zaman açikça bahsetmiyordu. 27

Bu konuda aktif rol oynayan diger iki yahudi de Dr. Victor Jacopson ve Emanuel Karosso idi. Karosso Filistin'e göçü ve bu göçmenleri yerlestirerek otonomiyi getirecek nüfus oranini saglama amaciyla 'Osmanli Göçmen Kumpanyasi' adli bir teskilat kurdu. "Osmanli tabiriyle genelleme yapilmaktan amaç, Yahudiler üzerindeki süpheleri dagitmakti. Karasso'nun bu girisimi, Politik otonomi hedefine dogru ilk adimdi."28

Dr. Jacopson da Osmanli Imparatorlugu'ndaki Siyonist faaliyetlere finansman saglayabilmek için 'Anglo-Levantine Bank'i kurmustu. Bu arada Le Jeune Turc adli bir gazete çikarmayi da ihmal etmemisti.

Bu gazete, Imparatorluk dahilinde bütün azinliklara muhtariyet verilmesi fikrini sistemli bir sekilde savunuyordu. Bu savunma, siyonistlerin taktik hedeflerine uygundu. Muhtariyet verilirse, bunu bagimsizlik takip edecekti.29

Tüm bunlar Yahudilerin Osmanli'ya destek olmak için göç ettiklerine dair sözlerinin ne kadar samimiyetsiz oldugunu gösteriyordu. Üstelik Yahudilerin Osmanli'ya vermeyi vaat ettikleri ekonomik yardimdan da en ufak bir iz bile yoktu.

Yahudiler, Osmanli uyruguna geçmek için hiç bir çaba göstermemisler ve yabanci uyrugunda kalmayi yeglemislerdir. Ikinci olarak da Ittihatçilarin büyük bir sabirsizlikla bekledikleri maddi yardimi temin etmek konusunda hiç bir girisimleri olmamisti. Musevi göçmenlere uygulanan yasaklari kaldirmakla Hükümet hiç bir yararli sonuç elde edememis, tam tersine Araplari daha da kizdirmistir.30

Yahudilere Filistin'de toprak verilmesine ve onlara taninan göç kararina Araplarin tepkisi ise büyük oldu. Islam topraklarina yahudilerin akin etmesi elbette olumlu bir gelisme degildi. Iste bu dönemde Osmanli topraklarinin üzerinde yeni bir oyun sergilenmeye baslandi. Yahudi liderler, Osmanli Imparatorlugunu ayakta tutan ve bölgede istikrari koruyan tek etmen olan Islam birligi düsüncesini yikmak amaci ile Türk ve Arap irkçiligini gündeme getirdiler.

 

Siyonistlerin Osmanli Topraklarinda Düzenledigi

Provokasyon: Arap ve Türk Irkçiligi

Osmanli Imparatorlugu, Filistin sorununun öncesine kadar kendi sinirlari içinde müslüman halkin birligini saglamis bir devlet yapisi sergiliyordu. Türk, Arap, Acem, Kürt gibi degisik milliyetlere mensup insanlar, aralarinda bir sorun çikmadan asirlar boyu imparatorluk çatisinin altinda yasamislardi.

Siyonistlerin Filistin'e göz koymalarinin ardindan sistemli bir sekilde irkçilik duygularinin kiskirtildigi dönem basladi. Bu politikanin mimar kadrosu, mason ve yahudilerden olusuyordu. Yahudi yazar ve siyasetçilerin sürekli olarak irkçilik duygularini körüklemesiyle Araplar ezildiklerine inandirilarak, Osmanli'ya kin duymalari saglandi. Yakup Dav ve benzeri yahudi oryantalist düsünürler, irkçi Arap milliyetçiliginin Islam'a ters düsmedigini savunarak, fikirlerini ispatlamaya çalistilar.

Osmanli Devleti'nde iç huzursuzluklarin arttigi dönem iktidari elinde tutan ittihatçilar bir diger plani uygulamaya koydular. Ayrilikçi akimlara karsi Islam'in birlestirici ruhu yerine, ayrilikçiligi daha da kuvvetlendirecek "Türk Irkçiligi"ni kiskirtmaya basladilar.

Osmanli halkini Türk, Arap, Arnavut, Sirp diye ayiracak bu ideolojiler, Ittihatçilar arasinda filozof olarak anilan Masonlar tarafindan sembollestirilmistir. Ancak bu akimin gerçek fikir babalari aslinda Moiz Cohen (Munis Tekinalp), Arminius Vamberry, Leon Cahun gibi Türkolog Yahudilerdir. Bunlar 'Turancilik' adini verdikleri ve klasik 'Müslüman Türk' bilincini ortadan kaldirmayi amaçlayan, Masonik bir yaklasimla Türkleri Islam Dünyasindan koparmaya ve irk ayrimini gündeme getirerek, Araplarla aralarini açmaya çalistilar.31

Türklerden daha Türkçü kesilen Moiz Cohen, Jön Türk Teskilatinin kültürel yöndeki en hatiri sayilir kisilerindendi. Selanik Yahudisi'ydi. Diger "dava" arkadaslari gibi o da masonluga, Selanik'teki Avrupali Siyonistlerin çalismalari sonucunda katilmisti.

Moiz Cohen, Selanik Locasi'na kayitli bir Masondur. 'Selanik Delegesi' olarak Hamburg'da toplanan 9. Siyonist Kongresi'ne katildi. Kongrede bir konusma yaparak Siyonizmin Osmanli üzerinde etkili olabilmesi için Siyonizmle Osmanliciligin birlestirilmesini savundu. Arastirmaci-yazar Jacob M. Landau, Moiz Cohen'i, hahambasi Hayim Nahum ve Emanuel Karasso ile birlikte 'Siyonizmin Osmanli'daki en önemli üç dayanagi' olarak kabul eder.32

Siyonistlerin, irkçiligi ve irkçilari desteklemesinin altinda yatan asil nedenin, Araplari ve Türkleri birbirine karsi kiskirtarak Filistin'deki Osmanli engelini ortadan kaldirmak oldugu gayet açikti:

Türk-Arap ayriligi yaratip, Türkleri bu bölgeden uzaklastirmak yolunda istismar edilebilecek bir unsur da bizzat Türkçülük akimi oluyordu... Türkçülügün gelismesi, elbette tarihin seyrine uygun müstakil bir olguydu. Fakat yukaridaki etken de Türkçülük akimini, bilhassa Türk-Arap ayriligini pompalamaktan geri kalmayacak ve hem bu akimin güçlenmesine çalisip hem de bunun Araplarin tepkisini çekecek sekilde takdimini yaparak kendi hedefine dogru ilerlemeye çalisacaktir.33

Fransiz ve Ingilizlerin I. Dünya Savasi sirasinda, Araplari Osmanlilara karsi kiskirtarak savastirmasiyla, siyonistler bir asama daha ilerlemis oldular. Basit vaatlerle satin alinan Arap liderlerin halklari ise mandater güçlerin uydusu olmaktan kurtulamadilar.

Ne ilginç ki, Osmanli üzerinde oynanan bu ayrimcilik oyununun bir benzeri de bugün, "Vaadedilmis Topraklar"in bir baska kösesinde, Güneydogu Anadolu'da, Kürt-Türk düsmanligi yaratilarak oynanmaya çalisiliyor...

Dönemin Süper Gücünden Siyonizme Destek:

Balfour Deklarasyonu

Dünya Siyonist Örgütünün lideri olan Chaim Weizmann, Ingiltere daha Filistin'e yerlesmeden önce su önemli açiklamayi yapmisti:

Rahatça söyleyebiliriz ki, eger Filistin Ingiltere'nin nüfuz alanina girer de, Ingiltere de orada kendisine bagli bir yahudi toplumunun olusmasina olanak saglarsa, yirmi ya da otuz yil içinde oraya bir milyon belki daha fazla yahudi toplariz.34

Ingilizler, Araplari bir devlet altinda toplayacaklarina inandirarak, Osmanli'ya karsi ayaklanmaya ikna ettikleri dönemde, ayni bölgede yahudilere bir yurt vermeyi vaadeden Balfour Deklarasyonu'nu yayinladilar.

Balfour Deklarasyonu'nun hazirlanmasinda basrolü oynayan Siyonist lider Chaim Weizmann, Ingiltere Deniz Kuvvetleri Bakani Winston Churchill, Disisleri Bakani Arthur Balfour ve Basbakan David Lloyd George gibi politikacilarin yakin dostuydu.

Weizmann ve diger siyonist liderler, Filistin'de yahudiler için bir bölge ayrilmasi yerine, bütün Filistin'in yahudi devleti olmasi için Ingiltere Hükümeti'ne bir uyari mektubu gönderdiler. Ingiliz kabinesinde yogun tartismalara neden olan bu muhtiradan sonra ortak bir karara varildi. Ingiliz Disisleri Bakani Balfour, 2 Kasim 1917'de Ingiltere Siyonist Dernekleri Baskani Lord Rothschild'e, daha sonra Balfour Deklarasyonu adini alacak bir mektup yazdi: "Majestelerinin hükümeti, Filistin'de yahudi halki için bir milli yurt olusturulmasini uygun karsilamaktadir ve bunun gerçeklesmesi için her türlü çabayi harcayacaktir."35

Bu kararla, Araplarin Ingilizlere olan bagliliginin sarsilma ihtimali belirdi. Fakat, izlenen yeni bir politikayla bu sorun halledildi. Ingiltere ve müttefikleri, Araplari büyük bir devlet altinda birlestireceklerine inandirdilar. Ayrica 1919'da yapilan resmi bildirimde, Filistin'e göçü destekledikleri de belirtilerek söyle dendi: "Siyonizm hareketinin liderleri, siyonizmin basarisini, Araplarla dostluk ve isbirligi yaparak saglamaya kararlidirlar ve böyle bir teklif de kenara atilacak bir teklif degildir."36

Bu vaat ile ikna edilen Arap liderleri ile Siyonistler arasinda bir isbirligi kuruldu.

Ingiltere'nin arzu ettigi Arap-Yahudi isbirligi, Hicaz Arap devleti adina Emir Faysal ile Dünya Siyonist Örgütü lideri Chaim Weizmann arasinda, 30 Ocak 1919'da Londra'da imzalanan bir anlasma ile gerçeklesti.37

Bu anlasmada, Arap devleti ile Filistin arasindaki sinirin tespit edilecegi söylenerek, Filistin'in tamamen yahudi topragi oldugu belirtilmis ve Filistin adina muhatap olarak da Chaim Weizmann kabul edilmisti. Ingilizlerle isbirligi içinde olan Emir Faysal, yahudilerle de çok yakin iliskiler kurmustu.

Emir Faysal bu yakinligini ABD'nin Paris Konferansi'ndaki temsilcisi ve Dünya Siyonist Örgütünün önde gelen üyelerinden Felix Frankfurter'e 3 Mart 1919'da yazdigi mektupta söyle dile getiriyordu:

...Yahudi hareketi milli bir harekettir ve emperyalist degildir. Bizim hareketimizde millidir ve emperyalist degildir. Suriye'de her ikimize de yer vardir. Iki hareketten hiç biri, digeri olmadan gerçek bir basariya ulasamaz.38

Bu dostlugun aldatmacadan baska bir sey olmadigi, hemen bir yil sonra baslayan ve günümüze kadar süren, boyutlari katliamlara kadar varan çatismalarla ortaya çikti. Ingiltere, Filistin'e tesvik ettigi yahudi göçüyle bu bölgeyi vaat etmis oldugu büyük Arap devletlerinden ayirmis oluyordu. Ileri asamada ise aralarinda hiç bir dil, din ve irk farki olmayan Araplari, parçaladigi Ortadogu'da yapay sinirlar arasinda dagitti. Bu sekilde siyonist çikarlarini koruyan Ingiltere, Arap bagimsizligini engelledigi gibi, müslümanlarin yasadigi Filistin topraklarini da yahudi yurdu haline getirmis oldu.

Siyonizmin Filistin'deki Ilk Adimi:

Ingiliz Mandasi

Ingiltere ve ABD, Osmanli Devleti'nin çökmeye basladigi yillarda Yahudi Devletinin kurulmasi yolundaki çalismalarini hizlandirdilar. Yahudilerin Filistin'e yerlesmeleri isini Ingiltere üstlendi: "Filistin'i elinde bulunduran Ingiltere, çesitli siyasal düsüncelerle bagimsiz bir Yahudi Devletinin kurulmasini üstüne aldi." 39

Filistin'e yerlesen Ingiltere'nin ilk isi, buraya yapilan yahudi göçünün devamini saglamak oldu. "Filistin'deki Ingiliz yönetimi, 1920 ile 1936 arasinda Filistin'e 290 bin yahudinin göçüne resmen müsaade etmistir.40

I. Dünya Savasi'nin sonucunda 60-80 bin kadar olan yahudi nüfusu, 1929'da 170.000'e çikmisti ki, bu, toplam nüfusun % 17'si demekti. Halbuki 1923'te Yahudiler tüm nüfusun % 11'ini olusturuyorlardi. Daha sonralari da Ingiliz yönetiminin sagladigi kolayliklarla, göç hizlanarak devam etti. "1936'da yahudi nüfusunun miktari 400 bine çikarak nüfusun % 31' ini olusturacaktir."41

Ingiltere'nin destegi bu kadarla da kalmamis, manda yönetimi sirasinda kurulan yahudi terör örgütlerindeki militanlarin egitimini de üstlenmisti.

Haganah'a karsi Ingiliz manda yönetimi daima büyük hosgörü göstermistir. Hatta Filistin'deki Ingiliz subaylari, Haganah askerlerinin egitiminde görev almislardir. Bu subaylarin en ünlüsü ise, atesli bir siyonist olan Yüzbasi Orde Wingate'dir.42

Ingiliz ordusunun, yahudilerin silahli egitimine esas agirlik verdigi dönem II. Dünya Savasi yillari oldu. Ingilizler, bölgenin hiçbir dis tehlikeye maruz kalmadigi bir dönemde, savasi bahane ederek yahudi militanlarini orduya aldi ve bunlar için özel gruplar kurarak egitim verdi. "Ingiliz ordusunda daginik bir sekilde hizmet eden 30 bin kadar Filistin yahudisinin ayri bir tugay haline getirilmesi, 1944 Eylülü'nde olmustur."43

Böylece yahudiler, savas tecrübesi kazanmis ve kurulacak yahudi devleti için kaçinilmaz gözüken Arap-Israil savasina hazirlanmisti.

Manda yönetimi, egittigi yahudi militanlarin silah temin etmesi içinde çesitli kolayliklar saglamisti.

Yahudiler Amerika'dan makineli tüfek ve havan topu gibi silahlarin üretimi için aldiklari torna ve makine parçalarini sandiklara yerlestirip Ingiliz gümrüklerine getirdiler. Sandiklar Ingiliz gümrügünden güçlük çekmeksizin geçti.44

Filistin'e hakim oldugu süre içinde, Filistin'de bir Yahudi Devleti'nin olusmasi için elinden geleni yapan Ingiltere, gerekli olan ortami sagladiktan sonra Israil'in kurulmasi için yahudi terörünü bahane ederek bölgeden çekildi.

Üç Büyükler Israil Için Birarada

II. Dünya Savasi yillarinda, fasist rejimleri kullanan yahudi liderler, olusturduklari yahudi aleyhtari ortam sonucu, Avrupa'daki göçe isteksiz yahudileri, sahte Anti-semitizm hareketleri ile ikna ettiler. Bunun sonucunda da Filistin büyük bir yahudi akinina maruz kaldi.45

Bir yandan da yahudi terör örgütleri Ingiliz ordusundan silah ve mühimmat çalmaya basladilar. "Bu silah ve cephane hirsizliginda Ingiliz askerleri de yahudilere yardimci olmuslardir."46

II. Dünya Savasi sonunda (4-11 Subat 1945) üç galip ülkenin liderleri Yalta'da biraraya geldiler. Kamuoyuna yapilan açiklamalar görüsme konusunun, savas sonrasi ilk barisçi temasi saglamak ve Avrupa'daki sinirlari belirlemek oldugu seklindeydi. Fakat bu toplantinin en önemli hedeflerinden birisi de Israil'in kurulmasiydi.

Kirim'daki küçük Yalta sehrinde, üç büyükler savas sonrasinin Dünya haritasini çizdiler. Burada Franklin Roosevelt, Winston Churchill, Joseph Stalin arasinda geçen ve konusu da Filistin'den baska hiç bir sey olmayan özel bir konusmanin ayrintilari anlatiliyordu. Konusma sirasinda Stalin, çok sinirli bir havayla Churchill'e dönerek, Filistin Araplariyla yahudi sorununun tek çözüm yolu oldugunu söyler: Stalin'in öngördügü çözüm yolu bir yahudi devletinin kurulmasiydi.47

Yahudi Lobileri ve localar sayesinde dünyanin bütün önemli güçlerini Yahudi devletinin kurulmasi için kullanan siyonistler, gerçekten de Israil'i Herzl'in I.Siyonist Kongre'de söyledigi gibi 50 yil sonra kurdular. Sayisiz entrikanin sonucunda kurulan bu devlet, Ortadogu'ya beraberinde yeni entrikalar, kan ve ölüm getirdi...

Yahudi Devleti Için Amerikan Destegi

Arap topraklari üzerinde bir Yahudi Devleti kurabilmek için, Filistin'deki Yahudi terör örgütü Haganah'in Baskani Yigael Yadin önderligindeki yahudiler, bir plan yaptilar. "Dalet" ya da "D Plani" diye bilinen bu plan, Ingiltere'nin Filistin'den çekilmesi sirasinda dogacak otorite boslugundan, bir terör hareketi ile faydalanmayi amaçliyordu.

Haganah'in stratejisi bu plana göre düzenlenmisti. Ingiliz birliklerinin ayrilmasindan sonra, kisa sürecek bir bosluk döneminin ola