Ben güneşin çıldırttıklarındanım. Yazı bütün coşkusuyla yaşarım. Dağıtırım hatta…Haziran'la birlikte işim denizdir, evim tekne. Balıklar kalabalığım...
Yazları, denizden toplarım kadınlarımı. Yaşar, en ıslak aşklarını bu deniz kızlarıyla yaşar... Deniz kızları, "Niye kumsala çıplak heykelimi yapmıyorsun?" diye söylenmez, güneşin doğuşunu izlemek için sabahın köründe uyandırmaz, yirmidört saatin her dakikasında yanınızda olmaya çalışmaz, kıskançlık krizleri yaşamaz, canınızı hiç sıkmazlar tavsiye ederim. Birlikte gülersiniz, yüzersiniz ve denize salıverirsiniz gitme zamanları gelince. Acı hissetmezsiniz gittiklerinde. Vücutlarındaki tuzlu tadı hatırlarsınız bazen, o kadar.
Dünya derdi, dünyada kalır. Ben güneşteyim; bana ne? En büyük derdim akşam yemeğinde, hangi balığın yanında hangi şarabı içeceğimdir.
Kan içtiğimden, sarmısaktan kaçtığımdan değil, ortalarda "Karanlıklar Prensi" olarak dolaştığımdan, gecelerin hakkını vererek yaşadığımdan bir yanım vampirdir yazları. (Unutturmayın ilk fırsatta sarmısağın yararlarını, zararlarını ve dişiliğinin nereden kaynaklandığını-gelin edildiğine göre-anlatan bir yazı yazayım. Kana gelince, bloody mary bile sevmem. ) Vampir olamayan diğer yanım da "Güneşin oğlu"dur. Bu sıcakkanlı adam, "öğleden sonraları başlayan" günün ve güneşin keyfini çıkarır.
Anlatacak olsam herhalde pek bir ilginizi çekerdi yaz anılarım ama yazı yaşayan Yaşar'la, yazı tüketen ve şimdi oturmuş yazı yazan Yaşar birbirinden öyle farklılar ki...
Yaz Yaşar'ının çok özel anıları ona gelecek yaza kadar yetmek zorunda olduğundan, o da her güneşli sabahın sıcaklığını soğuk kış gecelerinde ısınmak niyetiyle sakladığından, kendi yazınızla idare edin ne yapalım?
Eylül'ün son günlerinde bile denizle, güneşle haşır neşirim. Ancak Ekim gelip şehre dönmek zorunda kaldığımda yaz benim için biter. Yine grileşirim. Yine şehirleşirim, yine sıradanlaşırım. Aklım gittiği tatilden döner
Ayıların inine dönmesi gibi ağır, sessiz ve yorgun inime döndüm. Yaz yorgunuyum...
"Akşamdan kalma" halinin bütün arazları mevcut üstüne üstlük "geçen yazdan" kalmayım. Sonbaharın hüzünlü ellerine bıraktım ruhumu, dinleniyorum şimdi.
Nerde olduğumu, ne yaptığımı ve niye yazmadığımı merak eden var mıdır bilmiyorum... İşte… Yaz bitti... Artık daha adam gibi yaşar, yazarım.